Şafakta Savaşanlar
Hasan ŞAHMARANOĞLU
Elimde bir kitap “Kilis’in Kurtuluşu-Şafakta Savaşanlar”. Bu kitap, bir destan yaratanların serencamı, Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun destanı.
Şunu esefle belirteyim ki artık destan yazan şairler kalmamıştır. Bu destanı şiirleştirecek şairler artık yoktur. Ama bir Ahmet Barutçu var, yıllarını bu destanı derlemek için vermiş, Yıllarca göz nuru dökmüş, birçok eseri karıştırmış, birçok belgeyi toplamış. Yılların sararttığı resimleri özenle biriktirmiş. İşte “Şafakta Savaşanlar” destanını yazmış. Belki ileride bir destan şairi çıkar da bu kitaptan faydalanır.
“Şafakta Savaşanlar” Kilis’in kurtuluş destanıdır. Bir avuç kahramanın Fırat’tan, İskenderun Körfezine, Maraş’tan Halep’e, kahramanca at oynatışlarının destanıdır. Şafakta savaşan bu karamanlar, ırklarının binlerce yıl, Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da yaptıkları destanların küçük bir parçasını bu topraklarda gerçekleştirmişlerdir. Büyük Atalarının emrine uyarak Güney cephesinde düşmanı tarumar etmişlerdir.
Bu kitabı okuyanlar, bir milletin nasıl yoktan var olduğunu göreceksiniz. Bu kahramanların, atlarının ayak izlerini, Maraş’ta göreceksiniz, Fırat’tan su içtiğini izleyeceksiniz. Halep çevresinde toz duman içinde kaldığını göreceksiniz. İskenderun Körfezinde atların denize daldığını göreceksiniz...
Bu nasıl kahramanlık ki, Mısır’da Seydibeşir kampında Kilis’in kurtuluşu için planlar yapılacaktır. Kilisli Mehmet Said (Şahin Bey), Kilisli Mehmet Fehmi (Molla Recep) esaret kampından dönüp, Kilis’e gelecek, Kilis halkını uyandıracak, halkı teşkilatlandıracak, düşmanı bu topraklardan atacak. Ancak bu kahramanların işidir. Ancak bu işi kahramanlar yapar. Atatürk’ün bir veciz sözü vardır: “Acizler için imkânsız, korkaklar için müthiş görünen şey kahramanlar için idealdir.” İşte Mehmet Fehmi (Molla Recep) Mehmet Sait (Şahin Bey) Kilis’e geliyor, savaştan sağ olarak dönen 70 yedek subayın evini tek tek dolaşıyor. Teşkilatı kuruyor, Acar köyüne karargâhını kurarak Fransızlarla savaşmaya başlıyor. Stratejik bir şehir olan Antep’e gidecek düşman konvoylarını vurmaya başlıyor. Ne yazık ki bu kahraman Elmalı Köprüsü üzerinde şehit oluyor. Aynı günlerde Kilis’in batı cephesinde Sakıp Bey şehit oluyor. Kilis’in kurtuluşu için canlarını veren bu kahramanları şükranla analım. Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” sözünü şiar edinen Kilisli Kuvayi Milliyeciler Maraş savunmasına katılıyor, Halep’e baskınlar düzenliyor, Antep savunmasına en önde katılıyorlar.
Antep şehir savunmasının iki kumandanı Kilislidir. Aslan Bey, Kartal Bey, Özdemir Bey, Mısırlı bir Türk, Kılıç Ali İstanbullu. Antep savunmasında birçok Kilisli çete şehit oluyor.
İşte bu Şafakta Savaşanlar olmasa idi şimdi Kilis, Halep gibi bir Arap şehri olacak, Türkler asimile olacaktı. Biz bu kahramanlara ne kadar dua etsek, ne kadar onları şükranla ansak yeridir. Allah onların yerini cennet eylesin.
Sayın Ahmet Barutçu, kitabın önsözünde de belirttiği gibi kendisinden bir şeyler katmamıştır. Yazılanları toplamış, söylenenleri dinlemiş. Şimdiye kadar, sağda-solda yayınlanan birçok söyleşiyi, belgeyi bir araya getirmiş. Herkesin faydalanacağı bir el kitabı meydana getirmiştir. Sağ olsun, var olsun. Kilis ona minnettardır.
Yalnız benim anlamadığım, bu kitap yayınlandıktan sonra kimseden ses-seda çıkmayışıdır. Ben bunu şuna yorumluyorum: Bunu sayın Ahmet Barutçu nasıl yaptı? Ben insanların iliğine işlemiş kıskançlığı biliyorum. Bu kitaba emeği geçen herkesi kutluyor, candan alkışlıyorum. Onlara binlerce teşekkür yolluyorum.
***
Hasbıhal
Hasan ŞAHMARANOĞLU
Sayın Mehmet Çiftçigüzeli’nin yazılarını zevkle okurum. Gazetecilik örneği verir. Kilis’in dertleri ile her yerde ilgilenir. Kilis denince başını verir. Kilis’in bu çıkmazdan kurtuluşu için yıllardır kalem oynatır, ter döker. Bu yolda maddi ve manevi yardımlarını esirgemez. Kendi çabası ile kurultaylar toplar, Kilis için çözümler arar.
İşte 17 nisan 2008 tarihli Kent Gazetesinde yazdığı “Ali Gültekin anlattı, biz dinledik” başlıklı yazısında Kilis Milletvekili Hüseyin Devecioğlu ile yaptığı konuşmayı aktarıyor. Sayın Çiftçigüzeli Kilis milletvekiline şu öneriyi götürsün: Kilis Kültür Envanterini yazan ekip Kilis Tarihini yazmaya hazırdır!...
Sayın Çiftçigüzeli’nin yazısı biraz uzundur, ama konuştuğu tarihçinin anlattığı hatalarla doludur. Biz doğruları yazmakla sorumluyuz. Her yazılan yanlış ileride doğru olarak karşımıza çıkar. Sayın Çiftçigüzeli benim Ali Bey’le aramın iyi olmadığını söylüyor. Ali Bey’i tanımam, ama bir kitap arkadaşlığımız var, bir de atışmamız. Şimdi yine yaptığı yanlışları düzeltelim: Yavuz, Mercidabık Zaferinden sona Halep üzerine Mısır’a gitti. Dönerken de deniz sahilini takip etti. Bir grup fellahı da Yavuz değil, Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşa getirdi. Şöyle ki; paşa baktı ki Kilis’te sebze yetiştiren bahçeci yok, domates, patlıcan, dışarıdan geliyor. İşte söz konusu fellahlar bunlardı, bu bahçeciler Kavaf Kasteli ve Fellah Kasteli civarında otururlardı. Kadınları mavi çarşaf, erkekleri mavi şalvar giyerlerdi. Ben bunlara yetiştim. Onun için bahçe işlerinde kullanılan aletlerin adları Arapça idi. Sözü edilen samancı Arapları ise çölden Kilis’e gelmiş ‘uceym’ denilen bir Arap aşiretinin mensupları idi. Kilis’in kuzeyinde Çengel denilen yerde otururlardı.
Sayın tarihçimiz, Kilis’te saray dili konuşulduğunu, bunu da Osmanlı’nın gönderdiği voyvodaya bağlıyor. Bahsettiği köylere de mi Osmanlı voyvoda gönderdi? Kandıra’da, Çorlu’da, Kırcaali’de Kilis ağzı konuşuluyor. Bu doğru. Ancak bunlar Osmanlı soyunun mensup olduğu Kayı boyundan olduğu için. Balkanlarda da 87 ayrı bölge ve kente Kilis deniyormuş. Bu çok saçma. Balkanlarda o da “K” ile yazılan bir “Kilis” adlı palanga var. Şunu haber verelim artık bilgisayar çağındayız. Açar bakarsın, kaç Kilis var! Sayın Çiftçigüzeli birçok konuda önemli sorular soruyor, Ali Bey’den çok güzel cevaplar alıyor. Biz de çok yararlandık sağ olsunlar. Yalnız benim Kent Gazetesinde yazdığım delilli “KİLİS AĞZI” adlı yazıyı dikkatle okusunlar!... |