Mehmet Misirlioglu

 Mehmet Misirlioglu
  Insaat Muhendisi
mmisirlioglu@mynet.com

Kilis’te Kıpçak ve Kuman (Kaman)lar:

            Tarih araştırmalarında arkeoloji ve belgelerin tıkandığı yerde konuşma dili ve bölgedeki yer isimleri ön plana çıkmaktadır. Kilis Musabeyli İlçesindeki köy ve muhit isimlerinden Türklerin Kıpçak, Kuman (Kaman) boylarının izlerini görmekteyiz. Kilis ilimizin Musabeyli ilçesinin Gündeger köyünün eski adı Kaman’dır. Kaman orta Asya’da ki bazı yerleşim yeri ile boyların adı olarak kuman, kaman, kama diye geçmektedir. Rus tarihçisi Profesör Raim Gumeroviç Kuzeyev’in “İtil-Ural Türkleri” adlı kitabında sayfa 178 de Kıpçaklar’ın Başkurdistan’da görünmeleriyle ilgili olarak Moğolların Doğu Avrupa fetihleri dönemine aittir. Deşt-i Kıpçak bozkırlarına Moğol öncü birliklerinden daha erken ulaşan korkunç söylentiler, göçebeleri hareketlendirdi. Lavrentyev salnamesinde (1239) Kıpçakların yığınlar halinde Tatarın önünde Bolğar topraklarına doğru hareket ettiklerini anlatmaktadır. Benzeri bilgiler doğu kaynaklarında da yer almıştır. İbni El-Esir’e göre, Moğol birliklerinin yaklaşmasının hemen öncesinde Kıpçaklar herhangi bir savaşa girmeden kaçıyorlardı; bazıları bataklıklara, bazıları dağlara saklandı, bazıları da Rus ülkesine gitti. Ebu’l Gazi ise Kıpçakların önemli bir kısmının Urallara ve İtil boyuna yöneldiler. Diye kaydetmektedir. Yine aynı yazarın sayfa 185 de Kara-Kıpçak etnonimi, Başkurtlar dışında, Kırım Tatarları Kırgızlar ve Kazaklar arasında da görülmektedir; Ayrıca Kazaklar esasında Kara-Kıpçak kabileleri en kalabalık ve dal budak atmış kabiledir.” Diye belirtmektedir
Kırım Asıllı Rus Tarihçi Lev Nikolayeviç Gumilev’in “Muhayyel Hükümdarlığın İzinde” adlı kitabının sayfa 109’da Guzların doğusunda, İrtiş’den Tobol’a kadar uzanan orman-step şeritte Kimak (Kimek) lar oturuyorlardı. Gerek Çinli ve gerekse Müslüman Doğulu yazarlar onlara Kıpçak derler. Kimaklar kalabalıktılar ve boy yapılarını koruyorlardı. Başlarında, 11 vergi tahsildarı yardımcısı olan bir hakan bulunuyordu. Hakanın yazlık otağı Kamanya şehrindeydi. Bu şehrin yeri tespit edilememiştir ve belki de keçe yurtlarından oluşan bir şehirdi. Kimaklar XI. Yüzyıl ortalarında Diyeper (Özü) civarında gözükmeye başlayınca, Ruslar onlara parlak saç renklerinden dolayı (polova kelimesi Rusca’da ince kıyılmış parlak saman demektir) poloves adını verdilerse de, Batı Avrupa dillerinde Koman (Kuman) adıyla zikredildiler. Bunlar Orta Asya Hunları’nın torunları Çumugun (Çümügün), Kıpçaklar ve Kanlılar’dan mürekkep bir halk idiler diye yazmaktadır.    
Kıpçakları; Orta Asya’dan Karadenizin kuzeyinden, Kafkaslardan, Anadolu’dan ve Balkanlarda görmekteyiz. Tuna köprüleri sahife 106 “Kuman-Kıpçak adlarıyla Mısır’daki Memlûkların adları da akrabalık göstermektedir. Memlûkların Kıpçaklardan askere satılmış kölelerdi ve bunlar yavaş, yavaş Mısır’ın efendileri olmuşlardı. Arap kaynakları bunların adlarını toplu olarak muhafaza etmiştir.” Diye yazmaktadır.  Bu coğrafyada Kazakistan’ın kuzeyinden uzanan Ural dağlarında ve Rusya federasyonu toprakları içinde “Kam(ens)” adında bir şehir, yine Ural dağlarının batısında uzanan Volga nehri kıyısında kama gölü ve bu gölün güneyine doğru uzanan vadi ve ovalara kama denilmektedir. Kafkaslarda Rusya Federasyonu topraklarından Karadeniz’in kuzeyinden yer alan Azak Denizi’ne dökülen Kuban Nehri yer almaktadır.
              Ayrıca Ukrayna ülkesinin Kiev şehri güneyinde Karadeniz’e uzanan bölgede (K)Uman diye bir şehir, Ukrayna’nın Moldova sınırında Kam-yanets diye bir şehir yer almaktadır.
 Batıya doğru gidilince, Balkanlarda Makedonya’da Üsküp şehri’nin kuzeyinde Kumanova diye bir yerleşim yeri bulunmaktadır.
Macar Türkoloğu Prof. Dr. László RÀSONYI 'nin Tuna Köprüleri adlı kitabından; sh. 127’de ”KAMAN: Ortaçağ’daki Rumencede, kelime başındaki Kuman-Kıpçak K-yı çoğu defa g-nin karşıladığına (mes. Gruban, Gojan). Hatta bunun Kuman lehçe olarak hususiyeti’de olduğuna daha önce atıfta bulunmuştur.” Şeklinde ifade etmektedir.
           KRASSO-SZÖRENY vilayetinde, 1478'de belirli bir rol oynamış ve kraldan milli soyluluk almış olan Gaman ailesi Kuman-knez menşeliydi. Gámán adı eskiden Kaman idi ve çok sayıda başka Kıpçak dilinde ve kumancada anlamı yaban domuzu, bazende “Kahraman” idi. Şahıs adı olarak kullanılışına dair birkaç örnek gösterelim: Kazakça Erkaman, ay küçültme ekiyle başkırtca Kamanay’dır. Kırgızların Manas destanında KöS Kaman şeklinde
          Tuna köprüleri adlı kitap da sahife 1 den Hunlar 375’de Don nehrini geçmişler, Hermanarik’in hâkimiyeti altındaki Gotları yenerek, beraberlerinde onları da sürüklemiştir. 378’de Edirne civarına ulaşan Hunlar, Roma İmparatorluğu’nun Dğo-Roma ve Batı-Roma diye ikiye ayrılmasını çabuklaştırmışlardır. Askeri bakımdan devamlı hazır oluşları ve gelişmiş atlı taktikleri sayesinde toprağa bağlı Cermen kavimleri ve hatta yüksek kültürlü Romalılar üzerinde dahi üstünlük sağlayabilmişlerdi” diye belirtmektedir.
           KAMAN adı Orta Asya’dan gelen bir Türkçe kelime olduğu gibi, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş topraklarda kahramanlıklar göstermiş  bir Türk boyunun adıdır.
Kilis ili Musabeyli ilçesinden bazı muhit isimlerini incelediğimizde; Balikli köyünü arazilerinden ve hemen Musabeyli ilçesi bitişiğinde “Saçaklı” diye mevki vardır R. G. Kuzeyev’in İtil-Ural Türkleri adlı kitapta sayfa 245 de Başkurt Salüt boyunun eski Moğol kökenleri daha sonraki dönemlere ait paralel etnonimlerle de kanıtlanmaktadır. Tuvaların Salçak nahiyesinde bir Salçak boyu vardır.” Diye belirtmektedir. Salçak kelimesindeki (L) harfi kalkarak Musabeyli’de Saçaklı adını almıştır.
 Balikli köyünün doğusunda yer alan künahtar adında bir koruluk bulunmaktadır. Ural-İtil Türkleri adlı kitap da sayfa 245 de Salütler’in konuşma dili, Kuzeydoğu lehçesinin müstakil Salzegut (veya Sinara-Karabulak) şivesini oluşturmaktadır. Bu şivenin ses düzeni çerçevesinde; tüm durumlarda z ve z yerine h telaffuz edilmesi temel bir özelliktir: kazar (kazlar) yerine kahtar denilmektedir” diye belirtiyor. Burada k-ile ahtar arasına bir (ün) hecesinin geldiğini Musabeyli ilçesi Balikli köyünde künahtar adını aldığı ve kahtar ile bir benzerlik oluşturduğunu görmekteyiz.
Musabeyli ilçesi Şenlikçe ve Vıjlı köylerinin kuzeyinde Teştin Deresi adında bir dere yer almaktadır. İtil-Ural Türkleri adlı kitapta sayfa 176 da Kıpçaklar X. Yüzyılda, belki de daha önceleri, güney (Sır-derya havzası) ve batı (İtil boyu ile Güney Rusya bozkırları) yönlerine doğru muhaceret ettiler. Çünkü tam bu sıralarda Sır derya ve Aral civarında ki bozkırlara Deşt-i Kıpçak adı verilmiştir. Kıpçaklar’ın yerleşmesi ve yükselişine paralel olarak bu yeni ad batıya doğru yayıldı; X. Yüzyıl sonraları ile X11. Yüzyıl başlarına doğru Avrasya’nın oldukça geniş bir şeridi (İrtiş’dan Tuna’ya kadar) Kıpçak Bozkırı-Deşt-i Kıpçak olarak adlandırılmaktadır” diye belirtmektedir. L. N. Gumilev’in “Muhayyel Hükümdarlığın İzinde” adlı kitabının sayfa 111’de Kıpçaklar, Guzlar’ı güneye, Peçenekler’i batıya, Karluklar’ı güney-doğuya ve Ugorlar’ı kuzeydeki orman içlerine ittikten sonra bütün eski K’ang-chü toprakarının sahibi oldular ve bu tarihten itibaren de, bu bölgeye, Deşti-Kıpçak yani Kıpçak bozkırı denildi. Deşti(n) deresi buradaki Deşt-i kelimesi ile bir benzerlik sağlamaktadır.
Balikli köyünün güney batısında Musabeyli ilçesinin kuzeyinden Haciler (Kulyenli) köyünün doğusunda yer alan Keânyuri adında bir mevki adı bulunmaktadır. L. N. Gumilev’in “Muhayyel Hükümdarlığın İzinde” adlı kitabının sayfa 204’de Munke daha sonra Kuban’da Alanlar’ı yenerek, poleves ordusundan arta kalanları kovayla kovayla Don civarına geldi. Aynı sıralarda Batu’da asıl kuvvetlerle Ryazan Knâzlığına gelmiş ve Ryazan’ı ele geçirmişti. Moğollar, bunu müteakiben Vladimir Knâzlığına saldırdılar ve Suzdal’ı yakıp yıktılar. Kumandanlarına başkenti savunmalarını emreden Knaz Yuri, kuzeye gönüllü toplamak için gitti. 7 Şubat 1238’de Vladimi’i zaptetmiş olan Moğollar, 4 Mart’ta Sit Nehri’nde Yuri II’nin topladığı gönüllü milislerle yaptıkları savaşı -ki Yuri de bu savaşta ölmüştür. Diye belirtmektedir. Musabeyli ilçesinin batısındaki Keân(yuri) mevkinin yuri ekiyle Kanaz Yuri’nin, Yuri ekleri benzerlik göstermektedir.   
Tuna köprüleri adlı kitapta sahife 119’da “Macarisan’daki Kuman adları arasında Bajdamer ( bay demir) ve Tamrtas (demirtaş) da var. Orijinal temir kelimesi sık sık derin sesli haline gelmektedir. Basaraba’nın babasının adı olan Toktomer’ de böyledir. Barak uzun tüylü köpek. Hasdeu’nun (Et. Magn.) zikrettigi Prahova vilayetindeki Bárácesci yer adı bundan gelmiştir. Barak şahıs adı sık görülen kelime sonundaki –k-~-g- ses değişmesiyle Macaristan’daki Kumanlarda da bir boy adı olarak görülmektedir.
 
İtil-Ural Türkleri kitabı sayfa 304 de Başkurdistan’a gelmeden önce eski Başkurt boylarının (Bacgard-Burcan) etnik ortamında bulunmuş olan Kudey ve Bişbul boyları, köken itibarıyla Türk tür. Diye yazmaktadır. Buradaki Kudey kelimesi de Kilis’te Kıdey ve kudey diye geçmektedir.
Yukarıda Kıpçak ve Kuman (Kaman) geçen yerleşim yerlerini Kilis’te köy ve muhit ismi olarak görmek tamamen bir rastlantı değil, Kilis’te Kıpçak ve Kaman(Kuman) lara rastladığımızı göstermektedir.
 
Faydalanılan Kaynaklar:
 
1-İtil-Ural Türkleri; Raim Gumeroviç Kuzeyev, Selenge yayınları,  (Rusca’dan çeviren Arif Acaroğlu), İstanbul-2005
2-Tuna Köprüleri: Prof. Dr. László Rásonyi, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Macarcadan 
çeviren Hicran Akın 1984-Ankara
3-Muhayyel Hükümdarlığın izinde; Lev Nikolayeviç Gumilev,Selenge Yayınlaı, Ruscadan çeviren D. Ahsen Batur, İstanbul-2003
4-Kilis Musabeli ilçesinde mıntıka isimleri

KİLİS’DE ORMANLARIN GELİŞTİRİLMESİ;
 
 
Ormanların, doğanın dengesi ve insanın yaşamı üzerinde çok olumlu etkileri vardır. Bunlar; toprak kaynaklarının korunması, su kaynaklarının düzenlenmesi, selin zararlarının ve erozyonun önlenmesidir. Ağaç ve bitkilerin yaprak örtüsü, ormana düşen yağmurun hareketinde de önemli ölçüde etkilidir. Yapraklar         yağmurun hızını keser ve ağacın gövdesinden süzülerek yada yapraklardan damlayarak suyun toprağa ulaşmasını sağlar. Suların bir kısmı ağaç kökleri tarafından emilir. Bu nedenle yüzeysel akış ve toprağın yağmur damlalarının etkisiyle aşınım tehlikesi ortadan kalkar. Diğer taraftan bitkiler karbondioksit alıp, oksijen vererek hava kirliliğinin önlenmesine katkıda bulunurlar. Atmosferdeki oksijen-karbondioksit dengesinin korunması onsuz olmaz bir öğedir. Hava kirliliğine karşı da esaslı bir süzgeç görevi görür.
Ormanın tepe çatısında buharlaşma yada yapraklarında terleme yoluyla ortama su atılır. Bu süreçler ayrıca; ormanın  kış mevsiminde soğuk aylarda çevrede daha sıcak, yaz mevsiminde, sıcak aylarda da daha serin olmasını sağladığı için iklimi yumuşatarak ılık bir iklime dönüştürür. Ağaçlar bulutları biriktirerek yağış miktarını artırır. Bu sayede tarım arazilerindeki bitkiler için bol yağmur ile sulama olacağından, tarımda da verimlilik artar. Önemli ölçüde buharlaşma kaynağı olduğundan, yağışları düzenler.
Ormanlar aynı zamanda besin zincirlerinin karmaşıklığı sayesinde çok farklılaşmış büyük ölçüde bir hayvansal yaşamın dayanağıdır. Yaban hayvanlarının artması ile yaban hayvan ürünlerinden faydalanma ve orman içerisinde mantar ve benzeri bitkilerin oluşmasında besin değeri olan, ormanda yetişen ürünlerin sayılamayacak faydaları vardır. Orman içerisinde yetişen zahter, sütleğen, papatya ve çam gibi bitkilerden, bal arılarının bal yapması için de elverişli bir ortam hazırlar.
Kent ve yerleşim yerleri civarında yeşil kuşak, doğal peyzaj ile güzel bir görünüm oluşturur. Ayrıca gezi, eğlence, dinlenme ve turizmin geliştirilmesinde etkili olur.
Diyanet işleri Başkanlığı Yayınlarından “ Riyāzüs- salihin ve tercümesi” adlı hadis kitabında,    Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhi’s – selam şöyle demiştir. “Herhangi bir Müslüman’ın diktiği ağaçtan yenen,çalınan, eksilen yada insan, hayvan, kuşların yediği şeyler, ağacı diken insan için sadaka olur” buyurmuştur.
Hızlı kentleşme, eğitim , bilinç ve gelir düzeyinin gelişmesi paralelinde, son yıllarda toplumun, ormanların rekreasyon, turizm, avcılık gibi beklentileri artmaktadır.
Ormanlardan ana ürün olarak; denizcilik, inşaat ve mobilya sanayiinde kaplama, kontrplak, pano ve kağıt hamuru üretiminde hammadde ve tomruk, telefon direği, sanayi odunu, lif-yonga olarak yararlanılır. İkincil olarak; yakacak odun, sırık, çıra, reçine, şimşir yapımında faydalanılır.
Kilis orman alanları bakımından;
Verimli orman alanı        : 9300 hektar    
Bozuk orman     alanı     : 9861 hektar
Kilis’te toplam orman alanı          : 19161- hektar olup, genel alanın % 15,53’ünü kaplamaktadır. Yer yüzeyinin %31’i orman ile kaplıdır. Türkiye’nin ormanlık oranı ise % 26.8 dır. Görülüyor ki. Türkiye’de ve özellikle Kilis’te orman oldukça azdır. Kilis’te bozuk koru ve bozuk baltalık ormanların iyileştirilmesi ve hazineye ait tarıma elverişli olmayan arazilerin ağaçlandırılması için devlet orman teşkilatı,özel sektör orman ürünleri ve hizmetleri tüketicileri, sivil toplum örgütleri ve eğitim kurumları, yerel yönetimler, politikacılarla iş birliği yaparak Kilis’te yeşil kuşak alanlarının artırılması için gerekli gayret ve iş birliği içinde olmalıdırlar.
 Kilis’te hatıra ormanları ile orman alanlarının yaygınlaştırılması:
Son senelerde Kilis il sınırları içinde hatıra ormanı olarak yetiştirilen ağaçlar iyi bir gelişme göstererek, Kilis’teki hazineye ait tarıma elverişli olmayan arazilerde verimli orman alanlarının olacağını göstermektedir.
Kilis-İslahiye yolu üzerinden, Beşenli köyü ile Afrin Çayı arasındaki başlıca hatıra ormanları;
1-75. yıl Maliye Ormanı
2-75.yıl Mehmetçik ormanı
3-Kilis İl Jandarma Ormanları
4-Ali Rıza Efendi Ormanı
5-Zübeyde Hanım Ormanı
6-Kilis Emniyet Müdürlüğü Ormanı
 Kilis il sınırları içinde 1960 yılından bu güne kadar, 7131 hektar alan ağaçlandırılmış olup gelişimi iyidir. Ayrıca hazine arazilerini, ağaçlandırmak amacıyla tahsis etmesi halinde yeşil alan ve orman kurmak mümkündür. Kilis’te ormanlık alanların geliştirilmesi için, sivil toplum örgütleri veya kişiler kendi adlarına tahsis edilen alanları ağaçlandırmak istedikleri taktirde İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne müracaat etmeleri halinde fidan ihtiyaçları ve teknik bilgilendirme bakımından yardımcı olunmaktadır. Bu şekildeki hatıra ormanları ile sevdikleri kişilerin ve aile büyüklerinin adını orman ile yaşatmış olurlar. Vatandaşlarımız “Hatıra Ormanları” kuruluş çalışmalarına T.C. Ziraat Bankası Ankara Atatürk Orman Çiftliği Şubesindeki 108953 nolu Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Gelirler hesabına 2004 yılı için;
-3 Hektara kadar olan sahalarda beher fidan bedeli                  :900 000 TL.
-3 Hektardan büyük olan sahalarda beher hektar bedeli            :1 milyar TL
Yatırarak iştirak edebilmektedir. Yeni tesiste 2000 adet fidandan az olmamak üzere ücret yatırılması veya 3 hektardan az olmamak kaydıyla 15 yaşına kadar tesis edilmiş ağaçlandırma sahalarına ;
 1- 5 yaş  fidan ve bir hektar alan için   4 milyar 160 milyon TL.
 6-10 yaş fidan ve bir hektar alan için    8 milyar 450 milyon TL.
11- 5 yaş fidan ve bir hektar alan için 16milyar.250 milyon TL.  yatırarak tesis edilmesi halinde isim ve tabela dikme hakkı tanınmakta ve orman idaresi tarafından hazırlanan tabela sahanın en uygun yerine konulmaktadır.
Kilis’teki ormanların ağaç türleri; kızılçam, sedir, fıstıkçamı, meşe, ardıç,gürgen, sakızağacı, tesbih, böğürtlen, sütleğen, delice, sandal, laden, ve kuşburnu, iğde, hartlap, karaçalıdır.
Kilis’teki Ormanlık alanların mevki olarak; Kilis ili kuzeyindeki Kilis-Polateli- Uzunlu üçgeni arasında bozuk yapıda baltalık alanlar ile 300 hektar kadar kızılçam, genç koru ormanları, batıya doğru Abuzam dağı kuzeyi ve doğusundaki bozuk koru baltalık alanlar şeklinde, Çakır dağı doğusu ve güneyinde kızılçam genç koru alanları vardır.
 Martavan’dan batıya doğru Tahtaköprü baraj gölüne gidildikçe, Deliosman, Demirciler arasında geniş kızılcam koru ormanları yer alır. Musabeyli ilçesinde, Şenlikce köyünün kuzeyinden de Gaziantep il sınırına kadar, genç kızılçam koru alanları yayılış gösterir. Bulamaçlı köyünün güney-doğu ve batısında bozuk baltalık alanlar yeralır.
Orman kenar köyleri; Bulamaçlı, Çalkaya, Çerçili, Gözkaya, Demirciler, Duruca, Gülbaba, Karaçavuş, Mağaracık, Saatli, Aşağı kalecik, Kör Ahmet Hüyügü. Çınar köy Fericek, Fırlaklı, Geçitboyu, Gözlüce, Haydarlar, Karadut, Topallar, Dummüllü, Belenözü köyleridir.
 
Bir yüzyıl öncesine kadar, Kilis’in Musabeyli ilçesinin ormanlarla kaplı olduğu söylenilmektedir. Kilis’in Balikli köyünden Ahmetçikler ailesinden Kelluş Ökkeş yetmişli yıllarda köyün en yaşlısı iken vefat etmiştir. Kelluş Ökkeş, Balikli köyünün her tarafının ormanlarla kaplı olduğunu, orman içerisinde ve hemen köyün civarında av hayvanlarından keklik, tavşan gibi hayvanların, yaban hayvanlarından tilki, çakal ve kurtun yaşadığını ve avlandığını söylerdi. Zamanla tarım arazisi kazanmak için ormanda açma yapılması, usulsüz ve aşırı otlatma, kaçak kesimler, ağacın ev ve ahır yapımında toprak damlarda direk olarak kullanılması, Isınmanın odunla yapılması  ormanların azalmasına neden olmuştur Bu nedenle aşırı otlatma ve kaçak kesim kontrol altına alınmalıdır.   Ağaç, ev ve ahır yapımında toprak damların direkleri olarak kullanılmamalıdır. Bunun yerine taş ve beton binalar yapılmalı, hayvancılıkta keçi yerine koyun ve büyük baş hayvan besiciliği teşvik edilmelidir. Yakacak odun yerine kömür ve bütan gazından faydalanılmalıdır. Gaziantep’ten geçecek olan Doğal gaz boru hattından çevre kirliliği bakımından da az zararı olan doğal gazın Kilis’e getirilmesine çalışılmalıdır. Diğer taraftan orman kenarlarında bulunan arazilerin genişletilmesi nedeni ile ağaçların kesilmesi önlenmelidir. Halk orman değerleri konusunda eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir. Her yıl mart ayının ikinci haftası orman haftası ve ağaç bayramı olarak kutlanılmaktadır. Bu süre içerisinde Kilis’te ağaçlandırma şenlikleri bir gelenek haline getirilmelidir.
 
 FAYDALANILAN KAYNAKLAR:
1-Kilis İl ve Çevre Orman Müdürlüğünün bilgileri
2-Kilis Orman İşletme Müdürlüğünden alınan bilgiler.
3-Orman Genel Müdürlüğünden alınan bilgiler.
4-Ağaçlandırma  ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğünden alınan Bilgiler
5-www.agm.gov. tr İnternet sitesi

DEMİRYOLLARI
 
      Ülkemizde Osmanlı İmparatorlugu'nun son zamanlarında başlayan demiryolu taşımacılığı, maden ve kömür hammaddelerinin uzak mesafelerde ve büyük miktarda taşımasına imkan vermesinden dolayı sanayimizin gelişmesinde önemli bir yere sahip olmuştur.
   Ülkemizde ilk demiryolu 1856 yılında bir İngiliz firmasına verilen imtiyazla İzmir-Aydın arasında inşa edilmiş. 130 km uzunluğunda bu hattın yapımı 1866’da tamamlanmıştır. İzmir-Turgutlu –Afyon hattının 98 km.’lik kısmının yapımı da imtiyazla başka bir İngiliz firmasınca 1865 yılında tamamlanmıştır. Ayrıca, yapım imtiyazı Baron Hirsch’e verilen 2000 km’lik Şark demiryollarının milli sınırlar içinde kalan 336 km.’lik kısmı İstanbul Edirne ve Kırklareli-Alpullu kesiminde kalıp, 1888 de bitirilmiş veböylece, İstanbul, Avrupa demiryollarına bağlanmıştır.
    Anadolu da yapımı tasarlanan demiryollarının devlet eli ile inşası düşünülmüş ve 1871 tarihinde çıkarılan bir irade ile Haydarpaşa-İzmit hattının yapımına başlanmış ve emaneten üç bölümde yapılan 91Km.’lik hat 1873 yılında bitirilmiştir. Ancak bundan sonra mali imkânsızlıklar nedeniyle yapımına devam edilemeyen Anadolu demiryolları ile Bağdat ve Cenup Demiryollarının yapımları Alman sermayesi ile gerçekleşmiştir. Cumhuriyet öncesinde yabancı firmalar tarafından yapılan demiryollarının 4000 km.’lik kısmı milli sınırlar içerisinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu, bu demiryollarını, batılıların baskısı ile taşım karı garantisi vererek yaptırmıştır. 
      Demiryolu hatlarının yarısı Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapıldığından, hatlar Osmanlı İmparatorluğunun toprak bütünlüğü çerçevesinde değerlendirilmiştir. Örneğin bugün Gaziantep ve Kilis ili sınırları içinde Suriye’ye giriş hem Tahtaköprü de hem de Elbeyli Çobanbey'den demiryolu girişi olmaktadır. Sınır kapısı Kilis Öncüpınarla bağlantılı bir demiryolu halihazırda karayolu ulaşımında "çıkmaz sokak" özelliginde ve Suriye sınırına 8 km. mesafede olan ve Suriye sınır kapısı Öncüpınarla bağlantılı Kilis den bir demiryolunun geçmesi isabetli olacaktır. Çeyrek yüzyıldır GAP'ın aşamalı olarak tamamlanması ile GAP dan üretilen ürünlerin Mardin-Şanlıurfa-Kilis-Kırıkhan üzerinde İskenderun limanına bağlantı ile yine Kilis üzerinden Suriye ye (Halep) Demiryolubağlantısı gerekmektedir. Bunlarda yapılmazsa Çobanbey'dan Elbeyli-Kilis-Musabeyli-Kırıkhan dan İskenderun’a bir demiryolu hattı yapılmalıdır.
 
 
DEMİRYOLU İLE TAŞIMACILIĞININ ÜSTÜN TARAFLARI:
A-GÜVENLİK: Gerek raya bağlı olması, gerekse iklim koşullarından karayoluna göre daha az etkilenmesi, demiryolu taşımacılığını güvenliğini, konforunu ve rahatlığını artırmaktadır. Karayollarında kaza, demiryollarına nazaran 18 kat daha fazla olmaktadır.
Örneğin 1998 tarihindeki karayolları trafik kazası ile demiryollarında ki trafik kazalarını karşılaştırırsak Konuyla ilgili çarpıcı çıkarımlar yapmaya olanak verir. 1998 de karayollarında meskûn mahaldeki kaza sayısı 375.824, meskûn mahal dışındaki kaza sayısı 64.325 olmasına karşılık. Karayollarında ki trafik kazalarında toplam 4935 kişi ölmüş, 114.552 kişi yaralanmıştır. Aynı yıl boyunca demiryolunda meydana gelen kazalarda ise 835 kaza olmuş ve 227 kişi ölmüş, 568 kişi yaralanmıştır. Demiryolunun güvenliği ve önemi bu rakamlarda çıkarılabilir. 1991 yılından itibaren artan kazalar incelenirse kaza sayısı neredeyse yılda ortalama %30 civarında artmaktadır. Demiryolu trafik kazaları tablo 2’den karayolu trafik kazaları tablo 3'den gösterilmiştir. Karayolu motorlu araç sayısının her sene %10 oranında arttığı dikkate alındığında, gelecekte trafik kazalarının ülkemiz gündeminde daha fazla yer alacağı görülmektedir. 
     Ülkemizde Devlet demir yollarının geliri gideri karşılamamaktadır. Hızlı trenlerin konması ve tren yolculuğunda konforun artırılması ile demiryolu ile seyahat cazibeli hale getirilebilir. Gelişmiş ülkelerde de demiryolu ile taşımacılıkta gelir gideri karşılamamaktadır. Gelirin gideri karşılaması oranı tablo 4 de gösterilmiştir.
 
B- UCUZ TAŞIMA: Demiryolu ile karayolu karşılaştırıldığında, çok fazla yolcu ve yük taşıma imkânı vardır. Buna rağmen Ülkemizde yük ve yolcu taşımacılığında karayolunun payı %95’dır. 250 km. den daha kısa, 20 tona kadar olan yüklerin taşınmasında karayolları avantajlı iken, 250 km den uzun, büyük hacimli taşımalarda demiryolu daha üstündür. Ulaştırma sektöründe şehirlerarası yolcu ve yük taşımalarındaki gelişmeler gösterilmektedir.
     
C-ÇEVRE KİRLİLİGİ: Araçların hareketliliğini sağlayan yakıtlardan çıkan gazlar vb. atıklar, günümüz dünyasında tüm canlıların yaşamını olumsuz etkilemektedir. Örneğin, Avrupa Birliği çerçevesinde yapılan bir araştırmada, ulaştırma sistemlerinin yol açtığı hava kirliliği, gürültü, kazaların topluma maliyetinin %90’nın kara yolu ulaşımından kaynaklandığını göstermektedir. Karayolu taşımacılığı; Elverişli toprağın kaybı, arazi bölünmesi, yeraltı su seviyesinin düşmesi, yeşil alanların azalması, güzergâh boyunca yaban hayvanlarının uzaklaşması gibi olumsuz çevresel etkiler meydana getirmektedir.
     Karayollarının hizmete açılmasından sonra, konut alanlarında ve rekreasyon alanlarında gürültü ve güvenlik sorunları gündeme gelmektedir.
 
D- ARAZİ KULLANIM VE MALİYETİ: Çift hatlı demiryolu, kapasite açısından 6 şeritli bir otoyola eşdeğerdir. Çift hatlı bir demir yolunun genişliği 13.70mt. aynı kapasitedeki bir otoyol için en az 37.50mt genişliğindedir ki bu otoyolda kullanılan arazinin 3 katı olmaktadır. Bu değerli arazilerin otoyollara ayrılması ise milli kayıptır. Doğal çevreye zarar verilmiş olur.
1 km. otoyolun maliyeti düz arazide 6 Milyon $ Amerikan Doları engebeli arazide 12 Milyon $, ortalama 8 Milyon $’dır. Karayolunda ekonomik ömür 15 yıldır Demiryollarında ekonomik ömür 30 yıldır bu şartlarda demiryolu yapımı karayolu yapımında ucuzdur.
            İzmir, Aydın ve Haydar Paşa-Ankara demiryolları 100 seneden fazla bir süreden beri işletmeye açık bulunup, aynı zemine eşdeğer bir karayolu yoktur.
 
E- ENERJİ TÜKETİMİ: Ülkemizde ulaştırma sektöründe kullanılan enerji, toplam enerjinin %20 sidir, demir yolları, yük taşımacılığında karayollarından en az 10 kez, yolcu taşımacılığında ise 12 kez daha az yakıt yakmaktadır

      Ulaştırma sektöründe kullanılan enerjinin hammaddesi olan petrol bakımından ülkemizin dışarıya bağımlılığı, taşıma maliyetlerinin de yüksek olması sonucunu doğurmaktadır. Karayolu taşımacılığı tamamen petrol ürünleri tüketen bir teknolojiye sahiptir. Oysa elektrikle çalışan trenlerin harcadığı elektriğin ülkemizde üretilmesi durumunda, bu alandaki milli kayıp  da önlenmiş olur.
 
            

KİLİS’TE SU YATIRIMLARI,

 

Kilis'in başlıca akarsuları; Afrin çayı ve Balikli köyü civarında doğup Kötüköy( Hıcıpoğlu) Köyünün güney doğusunda Suriye sınırında birleşen Deliçay. Sabun suyu ve Hasanceli Köyü civarında doğup Boğazkerim köyü civarında sabunsu ile birleşen Hasence suyu. Balık suyu, Sinnep  suyu. Bu akarsular Afrin dışındakiler genellikle yaz mevsiminin sonuna doğru kururlar. Hatta kurak geçen senelerde Afrin suyu da kurumaktadır.

    

     Kilis ve köylerinin geçim kaynağı tarımdır. Şu anda kuru ve susuz yapılan tarımdan dolayı, halkın yaşam standartı düşüktür. Köyden ve Kilis’ten dışarıya göç vermektedir.2000 yılı Nüfus Sayımına göre Devlet İstatistik E nstitutüsünün verilerine göre nüfusu en çok azalan iller arasında Kilis’te yer almaktadır. Nüfusu ençok azalan iller sırasıyla,Tunceli (-)%35.58, Ardahan (-)%20.22, Sinop (-)%16.6, Kilis (-)12.65, Kastamonu (-)%11.63 dir. Kilis şehir ve kazaları ile köylerinin 2000 nüfus sayımı tablo 2 de verilmektedir

 

Dışarıya göçten dolayı nüfus azalmaktadır. Büyük ölçüde işsizlik mevcuttur. Bununla birlikte Kilis ve köylerinde okur yazarlık oranı yüksektir. Halk yeniliklere açıktır. Bölgede zeytincilik ve bağcılık yapılmakta olup, son senelerde zeytinciliğe verilen emeğin karşılığını çıkaramamaktadır. Bu nedenle zeytin ağaçları, kesilerek, tarlaya çevrilmiştir. Bağlardan üretilen üzümler yeterli pazar bulunamadığından ucuza satılmaktadır. Diger taraftan Kilis ve köylerinde buğday, arpa, nohut, mercimek, küncü (susam) susuz yapıldığında dolayı verim düşüktür  

 

Kilis tarım il müdürlügünün verilerine göre
    Kilis ili arazi varlığı:
1-Tarıma elverişli arazi miktarı                   :105.500     HA
2-Tarıma elverişsiz olan arazi miktarı          : 16.149.5 HA
3-Orman ve fundalık arazi miktarı               : 18.650.5 HA
4-Çayır ve mera olan arazi miktarı              : 11.800    HA ve toplam arazi miktarı 152.100 hektardır. Sulanabilir arazi miktarı 72.553 hektar.
   DSİ.’nin Kilis’te Etüt Sonuçları:
Sulanabilir arazi (a)                                  :72.553- ha.
Etüt edilen arazi                                         :62.273- ha.
Sulanmaya elverişli arazi (b)                     :53.434- ha (b/a) %73.6
Ekonomik olarak sulanabilir ( c )              :45.132 ha. ( c/a) %62.2
DSİ Sulamaları:    
Planlaması tamamlananlar:             Seve Barajı   :  1400 ha.        %3.1
 2002 Yılına Teklif Edilen Projeler:                      : 33.146 - ha      %73.4   
Afrin projesi                                                             :   7.720 -ha
Musabeyli Projesi                                                     :   2.783- ha.
Kemlim Projesi                                                         :   3.088- ha.
Gaziantep Projesi                                                      : 19.555- ha
İnşaa Halinde Olanlar
Kayacık- Doğanpınar Projesi                                   :   9.682- ha
Seve Barajı                                                               :
Üçpınar Göleti                                                          :       325-ha
Sapkanlı Göleti                                                         :       209- ha
İşletmede olan Küçüksu Gölet: Balıklı Göleti     :      370 –ha
      İl Toplamı                                                         : 45.132-ha
 
     Devlet Su İşler Genel Müdürlüğünce Balıklı göleti tamamlanmış olup, Karbeyaz, Yuvabaşı(Arzap), Üçpınar köylerinin 370 hektar arazisini sulamaktadır.
 
İnşaatı devam eden göletler :
   Üçpınar göleti, gölet inşaatı tamamlanmış olup, sulama kanalları inşaatı devam etmektedir. Üçpınar göleti Hıcıpoglu(Kötüköy), Karbeyaz köylerinin 325 hektar arazini sulayacaktır. Sapkanlı göleti inşaatı bittiginde Sapkanlı ve Gözkaya (Gülgüman) 209 hektar arazi sulayacaktır.
 
Kilis il sınırları içindeki barajlar:
 Seve Baraj İnşaatı Kilis İlinin içme suyu ve sulama amaçla yapılan bir baraj olup, Yananköy, Seve(Akıncı), Kapdegirmeni, Karacaören köylerinin 1400 hektar arazi sulayacaktır. Afrin, Musabeyli ve Kemlin barajları proje aşamasında olup, Musabeyli barajı Süngütepe(Bavuk), Hıcıpoglu(Kötüköy), Kocabeyli(Merdenli)Karaçavuş (Alyanlı) köylerinin 2783 hektar, Afrin barajı ise 1. ünitede yer alan Kilis, Tahtalı, Duruca(Karnebi), Kuzuini(Kuzeyne) Beşenli, Bağarası(Cengiz), Dümbüllü, Çakalpınar, Ürünlü(Sabar), Eylen köyleri ile 2. ünitede ise Kilis, Taşlıalan(Zelha) Öncüpınar, İnanlı, Akcabağlar(Salabyan) Demirışık(Zadeli), İnanalı(Keferahim) köylerinin toplam 7.720 hektar arazi sulayacak ayrıca Kilis’in içme su ihtiyacınıda karşılayacaktır. Kemlin barajı Karakoyunlu Zabaran, Dölek, Doğanlı, Kızılhöyük, Aynifer Köprülü, Yananköy arazilerinin 1969 hektar arazi sulayacaktır. Gaziantep projesinden ise 19 555 hektar sulama yapılacaktır. Kilis’in 1960 yılında bu yana yeterli içme suyu bulunamadığından, içme suyu problemi vardır. Bugün için Kilis’te kişi başına düşen su miktarı 37 Lt/gün dür. Halbuki kişi başına düşen su miktarı 80lt./gün olmalıdır. Buda Kilis’te susuzluğu belirtmeye yeter. Hele Kilis yaz mevsiminde sıcaklığın 40 derece civarında olduğu da göz önünden bulundurulursa su problemi daha da belirgindir. Yaz mevsiminde Kilis’e üç-dört günde bir gün su verilir. Bu nedenle Seve Barajının önemi de belli olmaktadır. Seve barajının bitimi ile Kilis’te içme su problemi çözülecektir.
 
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bu yıl ki ödeneklerinde hizmet amaçlı yani içme suyu ve enerji üretecek barajların yapımını hızlandırarak biran önce bitirilmesi için, bu projelerin ödenekleri artırılmış ve Seve Barajı içme suyu amaçla olduğundan 2003 yılı ödenegi artırılmıştır. Seve Barajının toplam ihale bedeli sözleşme birim fiyatları ile 2.078.668.000.000 Tl. ve yine sözleşme birim fiyatları ile 2002 yılı sonuna kadar 1.826.150.000.000Tl harcama yapılmış. 2003 yılı nakli 252.514.000.000 Tl. dir Ancak 2003 yılı birim fiyatları ile bu yıl ki ödeneği 1.000.000.000.000 Tl. dir   Bu baraj ve göletlerin yapımı tamamlandıkça sulu tarıma geçildiğinde Kilis’te elde edilen ürünlerde iki ve üç kat verim alınacaktır. Yukarıdan açıklanan iklim yapısından dolayı senede iki ürün alınabilecek. Tarımsal üretim artırılarak ülke ekonomisine kazanç sağlayacaktır.
 
Tarım il Müdürlüğü, Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Köy Hizmetleri, Tarım Reforum Bölge Müdürlüğü ile T.Z.O.B birlikte bir eğitim merkezi tarafında, çiftçilerin eğitilmesi; yörede denenecek çeşitli bitki ve hayvansal ürünler verimli, kaliteli olanların tesbiti ve yaygınlaştırılmalıdır. Topraksız ve sulama yapılamayan yerlerde hayvancılığın geliştirilmesi, Küçük baş hayvanı olarak yörenin Kilis keçisi, koyun ve büyük baş hayvanı olarak sığır besiciliği ile Et ve süt üretiminin yaygınlaştırılması diğer taraftan , tavukçuluk, arıcılık ve ipek böcekçiliği geliştirilmelidir. Hayvancılık için yem bitkilerinin yetiştirilmesi, ipek böcekciligi için dut fidelerinin yetiştirilmesi, arıcılık için gerekli teşviklerin yapılması gerekmektedir. Sulama sahalarındaki çiftçilerin bilgilendirilmesi; ayrıca bu yönde degeri olan ve iklim şartlarına uyan yeni ve degişik türde ürün çeşitlerinin geliştirilmesi ile ikinci ürün yetiştirilmesi, bu konuda çiftçiye ön ayak olunması önemlidir. Tarımsal üretim artırılarak ülke ekonomisine kazanç sağlanacaktır.
 

gündemde olan konulardır. Sürekli artan ve sosyo ekonomisi yükselen nüfusumuzun beslenmesinde ve gelişen sanayimize gerekli hammadde sağlanmasında kaynak teşkil eden tarım, büyük bir gelişme potansiyeline sahiptir.

    

     Kilis iklim bakımında, Akdeniz bölgesi ile Güneydoğu Anadolu b

Nüfusun %42’si tarımla uğraşan ülkemizde tarımsal faaliyetler hala ölgeleri arasında geçiş durumundadır. İzdüşüm alanı 1521 km2, gerçek alanı ise 1530 km2 dir.

    

     Kilis’i coğrafi ve ekonomi bakımında incelediğimizde, kaynaklarını, potansiyelini ve gelişiminin neler olduğunu daha açık olarak görebiliriz. Kilis’in batısında yer alan Musabeyli kazası ile Polateli kazası dağlık ve engebeli, kuzeyden güneye doğru eğimli bir araziye sahiptir. Güneye doğru ise düzlükler oluşturmaktadır. İklim bakımında, Musabeyli ve Polateli kazası ve köyleri Akdeniz iklimine sahiptir. Kilis’in doğu kısımları ise Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu iklimine geçiş bir iklime sahiptir. Bu nedenle Kilis genel olarak kışları yağışlı ve ılık yazları ise kurak ve sıcaktır. Meteoroloji Müdürlüğünün verilerine göre sıcaklık, yağış durumu Tablo 1 den belirtilmektedir.

      Cumhuriyet döneminde özellikle Atatürk’ün demiryoluna vermiş olduğu önem doğrultusunda demiryolu yapımı hızlanmıştır. Onuncu yıl marşımızdaDemir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan”mısralarla övünüyoruz. 1950 yılında sonra otomotiv sanayinin ağırlık kazanması ile karayolu yapımı ağırlık kazandı. Karayolu elbette yapılacaktır. Ancak bu demiryolun ihmal etmek olarak anlaşılmamalıdır. Gelişmiş ülkelerde demiryolu taşımacılığı karayolu taşımacılığı kadar önemlidir
      Tablo 1'den görüldüğü gibi gelişmiş ülkelerde karayolunun yanı sıra demiryolu da gelişmiştir. Örneğin 10.000 nüfusa düşen demiryolun uzunluğu km. cinsinde, İsveç de 12.6,   Finlandiya da 11.4, Çek cumhuriyetinde 9.2, Avusturya da 7, Slovakya da 6.8, Lüksemburg da 6.5, Fransa da 5.4, İrlanda da 5.2 Almanya da 4.6, Danimarka da 4.3. iken Türkiye de 1.4 dır. Anlaşılacağı gibi Türkiye demiryolu ağı bakımından oldukça fakirdir. Demiryolu ile seyahat sıklığı gelişmiş ülkelerdekinden daha az durumda olup, İsviçre 37.5, Danimarka 28.10, Lüksemburğ 27.9, Avusturya 22.2, Hollanda 20.50, Portekiz 17.9, Almanya 16.2, İngiltere 15.1 iken, Türkiye 1.7 Bu rakamlardan anlaşılacağı üzere Türkiye de tren ile seyahat sıklığı azdır. Bunun için demiryolu ile seyahat konforunu artırmamız ve şehirlerarasında hızlı trenler koymak, işletme bakımından düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin bugün Ankara'dan Gaziantep' e demiryolu olmasına rağmen, Ankara’dan Gaziantep’e direk tren yoktur. Ankara'dan Adana'ya trenle geliniyor ve Adana'dan bir gün bekledikten sonra Gaziantep' e tren hareket ediyor. Kısacası demiryolu ile seyahati cazibeli ve tercihli hale gelmelidir.
 
Sitemize Hosgeldiniz..
 








Türk ve Dünya Tarihinde Yaşanan Olaylar
 

DUYURU PANOSU

---Hosgeldiniz---

Kilis Kent Gazetesi , Herkese Hayirli Bayramlar Diler...
---47 YILDIR Kilis"in ,Kilisli"nin Sesiyiz---

Sitene Ekle

 
TV'de Bugün
 
 
Bugün 19 ziyaretçi (37 klik) kişi burdaydı!
Gazetelinki.com Araba Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol