Türk Toplumunda Travma Yaratan Atatürk Devrimleri Değil, Dengir M. Fırat ve Benzeri AKP’li Yandaşlarının Söylem ve Eylemleridir
Av. Hüseyin BİLGEN (Em. Ed. Öğrt.)
Maalesef son günlerde Dengir M. Fırat, (Bu zat bilindiği kısa bir süre önce de çağdışı “ram olma” deyimini hortlatan; demokrasiyi bir ülkenin bütün insanlarını çoğunluk partisinin hükümranlığına boyun eğmesi; ona köle olması gerekliliği iddiasını ortaya atarak Türk toplumunda bir travma yaratan AKP Genel Başkan Yardımcısıdır.) geçtiğimiz günlerde Türk toplumunda maalesef yeni bir travma yarattı.
Sevgili okuyucular, önce şu ithal yabancı sözcüğü anlayalım. Ne demektir travma?: İnsan vücudunda veya bilincinde, vicdanında veya herhangi bir mekânda bir trafik kazası veya yıldırım düşmesi veya şiddetli deprem vb. doğal afetlerin sarsıntıları ile açılan ve kapanma olanağı son derece güç olan derin yarıklar, yırtıklar, çatlaklardır.
Dengir M. Fırat, New York Times Gazetesi’ne demeç vererek diyor ki: “Türk toplumu Atatürk devrimleri ile travma geçirdi... Türk toplumu bir gecede giysilerini ve dillerini değiştirmesi söylenerek travmaya uğratıldı... Dini yolları bozuldu!...”
Buyurun sevgili okuyucular; bu sözleri bir yabancı gazeteye demeç olarak açıklayan bir kişinin Atatürk sevgisine veya saygısına, O’nun Devrimlerine bağlılık derecesine siz karar veriniz Allah aşkına!... Ama unutmayınız ki, bu kişi ve AK Parti içindeki bazı yandaşları kişiler TBMM’ne girdiklerinde yanı milletvekili olduklarında ‘Atatürk’e ve devrimlerine saygılı olacaklarına ve onları geliştirip daha ileri götüreceklerine namus, şeref ve mukaddesatları üzerine’ yemin etmişlerdi! Nerede o namus, şeref, mukaddesat (!)
Dengir M. Fırat, bu açıklamasıyla Türk Devrim Tarihini çarpıttığı gibi sosyoloji bilimini de çarpıtıyor. Bir kere Türk toplumu, Atatürk devrimleri ile bir gecede giysilerini ve dilini değiştirmedi. Atatürk devrimlerinin hepsi uzun ön hazırlıklar, araştırmalar, komisyonlar halinde görüşülerek raporlar hazırlanarak bilim kurullarından geçirilerek gerçekleştirilmişlerdir.
Sözgelimi dil devrimi (M. Fırat burada herhalde Alfabe Devrimi demek istiyor), hazırlıkları aylar sürmüştü. Matbaalar yeni (Latin) harfleri tedarik ederken öğretmenler, eğitimciler, ilgili aydınlar çevrelerine yeni harfleri öğretmekle gece-gündüz hummalı bir çalışmaya girmişlerdir. Atatürk başta olmak üzere, bu işe gönül veren Türk aydınları kara tahta önüne geçerek köy odalarında, kahvelerde, halk evlerinde, halk odalarında sabah-akşam yeni harfleri Türk ulusuna öğretmeye çalışmışlardır. Nitekim Atatürk, bu çabaları nedeniyle TBMM tarafından ‘Başöğretmenlik’ unvanına layık görülmüştür. İşte “Başöğretmen Atatürk” söylemi bu tarihi gerçeğin ürünüdür.
Ancak Dengir M. Fırat, kendi partisinden muhalefet partilerinden, basından, aydın çevrelerden gelen şiddetli tepkiler üzerine ‘yanlış anlaşıldığını’ bildirip güya düzeltme yapar gibi görünürken daha fazla yanlışlar yapıyor. Sözgelimi, ‘Travma olmadan devrim olmayacağını; devrimler travma yaratır...’ gibi kehanetler ortaya atıyor. Bu gibi kerametler de ancak kendilerinden menkuldür. (!) Bu iddia son derece yanlış olup, toplum bilimsel bir hatadır. Zira hiçbir devrim travma yaratmaz, tersine travma geçiren toplumu tedavi ederek iyileştirir... D. M. Fırat’ın Fransız ve Rus Devrimi açıklamaları da yanlıştır. Ayrıca bu devrimlerin Atatürk devrimiyle hiçbir ilişkisi yoktur, karşılaştırılması da uygun değildir. Bu konu ayrı uzun bir bilimsel makale konusu olduğu için burada uzatmak istemiyorum.
Atatürk devrimleri Tanzimat’tan beri son Osmanlı yöneticilerinin ikici (düalist); hem Avrupalı olmak, hem de doğulu kalmak yanlış uygulamaları ile sözgelimi bir yanda bankacılık, bir yanda tefecilik; bir yanda matbaa, bir yanda hattatlık; bir yanda üniversite, bir yanda medrese; bir yandan Arap harfleri, bir yandan Latin harfleri (birçok Osmanlı yabancı okulları ve Osmanlı aydınları tarafından kullanılıyordu); bir yanda mecelle (İslam hukuku), bir yanda Müslüman olmayan kimselere (gayrimüslim teba ve yabancı tacirlere...) uygulanan Düyun-u Umumiye (kapitülasyon) Hukuku uygulamaları Türk toplumunda toplumsal-siyasal travmalar oluşturmuştu. Atatürk, devrimleri işte bu travmaları iyileştirerek Türk toplumunu çağdaş uygarlıkla birleştirip bütünleştiren tekçi (monist) bir yapıya kavuşturdu.
1911-1918 arasındaki Balkan Savaşları, Trablusgarp Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı çalkantılarında Balkanlardan, Kafkaslardan, Kuzey Afrika’dan gelen çeşitli göç dalgaları da Anadolu’da ayrı bir travma yaratmıştı. İşte Atatürk’ün laik Cumhuriyeti ve devrimleri, bütün bu travmaları tedavi edip iyileştirerek bizi bugünlere ulaştırmıştır. Dengir M. Fırat’ın bu bahtsız bilinçaltı şartlanmalarından ve saplantılarından doğan açıklamaları en başta kendi partisinden tepkiler almıştır. Sözgelimi, Kırıkkale AKP Milletvekili Vahit Erdem, “Atatürk’ün yaptıkları artık tarihe mal olmuştur. Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve milli kahramanımızdır. O Türk Milletinin gönlündedir. Din ve Atatürk üzerinden siyaset yapmak yanlıştır ve sarf edilmemesi gereken gerici laflardır!” diyor. Yine AKP İzmit Milletvekili İsmail Katmerci, “Böyle bir düşünce kabul edilemez. Atatürk’e saygımız, güvenimiz sonsuzdur. Atatürk’e kimsenin laf etmesini istemeyiz” diyor. Yine Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, “Atatürk devrimlerini tartışmak yerine ortak yaşam kültürümüzü ve değerlerimizi daha fazla nasıl haya geçiririz. Yeni Anayasa’ya bun nasıl yansıtırız mücadelesini yapmamız daha doğru olur” diyor. Yine aynı partiden gelen TBMM Başkanı Köksal Toptan da Fırat’a katılmayıp tepki göstererek, “Bizi bu günlere getiren Atatürk devrimleridir!” diyor.
DSP Genel Sekreteri Masum Türker ise, “Fırat’ın bu açıklamasının amacının Atatürk’ü tartışılır hale getirmek ve Cumhuriyetin temellerini sarsmak olduğunu düşünüyorum” diyor.
Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Yekta Güngör Özden ise, “Bu gibi açıklamaların ayrılıkçı ve bölücü eylemler olduğunu düşünüyorum” diyor. MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı da ilginç bir açıklama ile tepki göstererek, “Bunu söyleyen kişi Dengir M. Fırat olduğu için bu sözleri değerlendirmeye değmez buluyorum” diyerek müstehzi bir tavır takınıyor.
Daha pek çok hukuk, siyaset ve bilim adamımız ile köşe yazarlarımız Dengir M. Fırat’ın bu talihsiz, yersiz ve gerçek dışı açıklamalarına tepki göstererek, kendisini Atatürk ve laik Cumhuriyet karşıtı zihniyet taşımakla suçlamışlardır.
En doyurucu ve belki de en doğru tepki de Cumhuriyet Halk Partisi temsilcilerinden CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay’dan gelmiştir. Hakkı Süha Okay, “Mustafa Kemal’in en büyük eseri olan Cumhuriyeti rotasından çıkarmak, O’nun aydınlanma devriminden rövanş almak istiyorlar. Siyasal iktidar, Cumhuriyeti ve onun getirdiği çağdaş değerleri içine sindirememiştir. Hedef, Mustafa Kemal ve kurduğu laik Cumhuriyettir” diyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcı Onur Öymen de benzer bir yanıtla ne gibi ulusal tehlikeli sonuçlar doğuracağı hesaplanmadan sorumsuzca yapılmış Dengir M. Fırat’ın Atatürk devrimlerine yaptığı saldırıyı, “Türk Milleti Atatürk devrimlerini vazgeçilmez bir yaşam biçimi olarak benimsemiştir. Atatürk devrimleri, halkın üzerindeki baskıları kaldıran, halkı özgürleştiren, milli idareyi egemen kılan bir yönetimin başlangıcı olmuştur. Türk toplumuna asıl travma yaşatan Türkiye’nin çağdaşlaşmasının önünde büyük bir engel teşkil eden AKP iktidarıdır” açıklayıcı yanıtı ile geri püskürtmüştür.
Sonuç olarak bendeniz, yaklaşık 40 yıl bu ülkeye Edebiyat öğretmeni ve avukat olarak emek vermiş bir emekli öğretmen sıfatımla rica ediyorum: Ülkemiz insanlarını işsizlik, aşsızlık, bilgisizlik dertlerinden kurtarma yollarında yapılması gereken yığınlarca işler dururken Atatürk ve devrimlerini eleştirme uğraşları hiç yakışık almayan olumsuz davranışlardır. Bunların iyi niyetli çabalar olduğu söylenemez. Yaklaşık 85 yıldır ülke ve ulus içerisinde birlik ve dirlik sağlayarak bu günler erişmiş Atatürk ve sevgi ve saygısı ile Atatürk devrimlerini yanlış bakış açılarıyla tartışmaya açmak genç Cumhuriyetimize ihanetten öteye bir anlam taşımamaktadır. Asıl toplumsal travma kapanmış tarihin sahncılı günlerini yeniden tartışmaya açmakla oluşacaktır. Lütfen en azından sayın TBMM Başkanı Köksal Toptan’a kulak vererek, ‘bizi bu günlere getirmeyi sağlamış’ Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu bu laik Cumhuriyetimizi ve devrimleri daha da geliştirerek çağdaş uygarlık ufuklarının en ileri noktalarına ulaştıralım...
Saygılarımla esen kalınız sevgili okuyucularım...
|